AŞIRI DÜŞÜNMEK

8/7/20264 min read

Düşünmek mi, Düşüncenin İçinde Kaybolmak mı?

Düşünmek ile düşüncenin içinde kaybolmak arasındaki fark bazen oldukça ince olabilir. Düşünmek çoğu zaman çözüm bulmaya, değerlendirme yapmaya ve ilerlemeye yardımcı olurken; aşırı düşünmek çoğu zaman kişiyi aynı düşüncelerin içerisinde sıkışmış hissettirebilir.

Düşünmek ile düşüncelerin içerisinde kaybolmak arasında çok ince bir ayrım vardır. Düşünmek çoğu zaman çözüm bulmaya, değerlendirme yapmaya ve ilerlemeye yardımcı olabilir. Ancak aşırı düşünmek bir bataklığa saplanılmış gibi hissettirebilir. Kişi daha fazla düşünürse doğru cevabı bulabileceğine, kendisini koruyabileceğine ya da rahatlayabileceğine inanabilir.

Zihin özellikle belirsizlik içeren durumlarda daha fazla düşünmeye eğilim gösterebilir. “Ya hata yaparsam?”, “Ya başıma bir iş gelirse?”, “Acaba beni yanlış mı anladı?” gibi düşünceler zihinde tekrar etmeye başlayabilir. Kişi bu düşünceler üzerinde daha fazla durdukça kendisini daha hazırlıklı ya da daha güvende hissedeceğini düşünebilir.

Ancak bataklıkta çırpınmak nasıl kişiyi daha fazla içine çekebiliyorsa, bazı durumlarda düşüncelerin içinde sürekli çözüm aramaya çalışmak da zihinsel olarak daha fazla sıkışmış hissettirebilir. Çünkü her yeni düşünce beraberinde yeni bir ihtimali, yeni bir kaygıyı ve yeni bir sorgulamayı getirebilir.

Bu döngü genellikle; bir düşüncenin ortaya çıkması, düşünceyle birlikte kaygının artması, kaygıyı azaltabilmek için daha fazla düşünme ihtiyacı hissedilmesi ve kısa süreli rahatlamanın ardından yeni düşüncelerin ortaya çıkması şeklinde devam eder.

Günlük Hayatta Aşırı Düşünmek

Bireyler zaman zaman kendilerini geçmişi çok sık düşünürken zaman zaman da gelecek ihtimallerini değerlendirirken bulabilirler. Örneğin bazı kişiler geçmişteki olaylarda kalarak “Beni yanlış mı anladılar?”, “ Keşke o şekilde konuşmasaydım.”, “Kesinlikle hatalıydım.”, “Keşke diğerini tercih etseydim.” Gibi düşüncelere sahip olabilirler. Böyle bir durumda aldıkları kararların doğru ve yanlışlığı üzerine uzun süre düşünebilirler. Bazı bireyler ise “Ya yanlış yaparsam?”, “Hangisini tercih etmeliyim çok zor.”, “Ya hasta olursam.”, “Ben yaşanılacaklara dayanamazsam.” Gibi gelecekle ilgili düşüncelere sahip olabilirler. Bu durum ise karar vermeyi zorlaştırabilir, kişinin rahatlamasını güçleştirebilir ve zihinsel bir yorgunluk yaratabilir.

Gündelik hayatın içerisindeki bu düşünceler beklenilen bir durum olsa da bu düşüncelerin yoğun şekilde zihni meşgul etmesi bireylerin gündelik hayat içerisinde de kendilerini yorgun ve tükenmiş hissetmelerine neden olmaktadır. Hatta zamanla bireyler karar vermeyi erteleyebilir, sürekli başkalarının fikrini alma ihtiyacı hissedebilir ya da hata yapmamak adına kendisini aşırı kontrol etmeye çalışabilir.

Şema Perspektifinden Aşırı Düşünmek

Hata yapmaktan kaçınmak, sevilme ihtiyacı ve bazen de yalnızca güvende hissetme ihtiyacı aşırı düşünmenin nedeni olabilir. Çocukluk dönemindeki istikrarsız tutumlar ise bireyin kendisini güvende hissedememesine neden olmaktadır. Bunun yanında yoğun eleştirilerin yapılması da hata toleransını giderek düşürebilmektedir. Yetişkinlik döneminde gelindiğinde de şemaların aktif olması kişinin gündelik hayattaki olayları daha tehdit edici değerlendirmesine neden olabilir ve kişinin zihni daha fazla düşünmeye yönelebilir.

Örneğin Yüksek Standartlar şeması aktif olduğunda kişi hata yapmamaya yoğun şekilde odaklanabilir. Bu nedenle kararlarını tekrar tekrar gözden geçirebilir ya da “mükemmeli” yakalamaya çalışırken zihinsel olarak yorulabilir.

Kusurluluk şeması ile birlikte kişi yaptığı hataları kendi değeri ile ilişkilendirebilir. “yanlış düşünürsem”, “ benim hatam öyle dememeliydim”, “beceriksizin tekiyim daha dikkatli olmalıydım” düşünceleri kişinin her olayı daha çok analiz etmek istemesine neden olabilir.

Dayanıksızlık şemaları aktif olduğunda ise dünya daha tehdit edici algılanabilir. Bu durumda kişi olası tehlikelere karşı hazırlıklı olabilmek adına sürekli düşünme ihtiyacı hissedebilir.

Bunun yanında eleştirel iç ses de aşırı düşünme döngüsünü sürdürebilir. “Daha dikkatli düşünmeliydin”, “ya hata yaptıysan?”, “neden böyle söyledin?” gibi düşünceler zihni meşgul etmeye devam edebilir.

Bu nedenle aşırı düşünmek çoğu zaman yalnızca düşünmek değil; kişinin kendisini korumaya, hata yapmamaya ve güvende hissetmeye çalışmasının bir yolu haline gelebilir.

Terapide Düşüncelerle Çalışmak

Bireyler için oldukça yorucu olan aşırı düşünme eylemi kişi için işlevsiz olmasının yanında farklı anlamlar da barındıran bir bütündür. Bu nedenle terapi sürecinde bu düşüncelerin kişi için ne anlama geldiği, nasıl bir döngü oluşturduğu ve kişilerin hayatını ne şekilde etkilediği bir arada ele alınır.

Bilişsel Davranışçı Terapi yaklaşımında düşünceler, kaygı ve davranışlar arasındaki ilişki değerlendirilir. Kişinin zihinsel döngüleri fark etmesi, düşünceler ile ilişkisini yeniden değerlendirebilmesi ve daha işlevsel baş etme yöntemleri geliştirmesi hedeflenir.

Çok fazla düşünmek çoğu zaman geçmişten gelen yaşantılarımızla da ilişkili olabilmektedir. Sevgiyi hissedememek, hata yapmaya tahmmül edememek, güvende hissedememek çok düşünmeyi giderek artan bir süreç haline getirebilmektedir. Bu nedenle Şema Terapi perspektifinde aşırı düşünmenin altında yer alan ihtiyaçlar, şemalar ve eleştirel iç ses ele alınır. Kişinin kendisine daha anlayışlı, destekleyici ve esnek bir yerden yaklaşabilmesi terapi sürecinin önemli parçalarından biridir.

Terapi sürecinde amaç düşünceleri tamamen durdurmak değil; kişinin düşüncelerin içerisinde kaybolmadan onlarla daha sağlıklı bir ilişki kurabilmesini desteklemektir.

Düşünmek zihnimizin en doğal işlevlerindendir. Gün içerisinde ne yapacağımız, yaşanılanlar ile ilgili değerlendirmelerimiz, tercihlerimiz, kararlarımız, planlarımız düşünme ile gerçekleşebilir. Bu anlamda düşünme çoğu zaman olukça işlevseldir. Ancak bazen düşünmek aşırı düşünmeye evrilerek işlevselliğini yitirmeye başlayabilir.

Aşırı düşünmek; düşünme eyleminin tekrar tekrar analiz etmeye, detaylı planlar yapmaya, her ihtimali değerlendirmeye, çeşitli senaryolar üretmeye dönüşmesi olarak tanımlanabilir. Süreç bireylerin zihnin bu düşünceler ile yoğun şekilde meşgul olması ile ilerlemektedir. Bu süreçte kişi çoğu zaman düşünerek bir sonuca ulaşmaya, belirsizlikleri kontrol etmeye ya da kendisini güvende hissetmeye çalışır. Ancak düşünceler arttıkça kişi giderek yorulmakta, kaygı ve kararsızlık artmaktadır.