Bu süreçte bireyler:
Dikkatini sürdürmekte zorlanabilir
Yapılacak işleri planlama ve organize etmede güçlük yaşayabilir
Görevleri erteliyor olabilir
Dış uyaranlarla kolayca dikkatleri dağılabilir
Aceleci ya da düşünmeden tepki veriyor olabilirler
Bu tür zorlanmalar zaman zaman herkesin yaşamında ortaya çıkabilir. Ancak bu durumların sıklaşması, hem kişi hem de çevresi tarafından fark edilir hale gelmesi ve gündelik yaşamı etkilemeye başlaması durumunda daha yakından ele alınması gerekebilir.
DİKKAT VE ODAKLANMA ZORLUKLARININ GÜNLÜK HAYATA YANSIMALARI
Dikkat, odaklanma ve dürtü kontrolü ile ilgili zorlanmalar, bireylerin gündelik yaşantısında yoğun zorlanmalara neden olabilir. Bu durum gündelik hayatın yalnızca bir alanını değil farklı alanlarını da etkileyebilmektedir. Bu etkiler her bireyde farklı şekillerde ortaya çıksa da, genellikle iş, günlük sorumluluklar ve ilişkiler üzerinde belirgin hale gelir.
Günlük yaşamda bu zorlanmalar şu alanlarda görülebilir:
İş ve sorumluluklar: Yapılması gereken işlere başlamakta zorlanma, işleri erteleme, başladığı işleri tamamlamakta güçlük yaşama
Zaman yönetimi: Zamanı planlamakta zorlanma, işlerin tahmin edilenden daha uzun sürmesi ya da son ana bırakılması
Günlük düzen: Eşyaları sık sık kaybetme, dağınıklık, yapılacakları belirlemede ve takip etmekte zorlanma
İlişkiler: Karşı tarafı dinlerken dikkatin dağılması, söylenenleri unutma, yarım dinleme ya da konudan kopma, verilen sözleri yerine getirmekte zorlanma ya da unutma nedeniyle güven ilişkilerinde zorlanmalar yaşanması, düşünmeden verilen tepkiler ya da sabırsızlık nedeniyle iletişimde gerginlikler oluşması
Bu tür zorlanmalar kişinin kendisi ile ilgili algısını da etkileyebilmektedir. Bu durumlarda “yeterince iyi değilim”, “başarısızım” gibi düşünceler bireylerin yaşantısında kendisini gösterebilir. Bu nedenle durumun yalnızca “dikkat eksikliği” değil aynı zamanda gündelik hayatta zorlanmalar yaratan bir süreç olarak ele alınması önemlidir.
DİKKAT DAĞINIKLIĞI, ODAKLANMA GÜÇLÜĞÜ VE DÜRTÜSELLİK: NEDENLERİ
Dikkat, hareketlilik ve dürtü kontrolü ile ilişkili zorlanmalar genellikle tek bir nedene bağlı olarak ortaya çıkmaz. Bu süreç, biyolojik yatkınlık ile çevresel koşulların bir araya gelmesiyle daha iyi açıklanabilmektedir.
Biyolojik açıdan bakıldığında, bu zorlanmalarla ilişkili bir yatkınlıktan söz etmek mümkündür. Ancak bu durum, kişinin mutlaka bu zorlukları yaşayacağı anlamına gelmez. Daha çok bir eğilim ya da hassasiyet alanı oluşturur. Örneğin bazı bireylerde dikkat ve dürtü kontrolü ile ilişkili süreçler daha hassas işleyebilir. Bu durum, dikkatin daha kolay dağılmasına, bir işe başlamanın ya da sürdürmenin zorlaşmasına ve anlık tepkilerin daha hızlı ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilir.
Bunun yanında özellikle çocukluk ve ergenlik döneminde yaşanan deneyimler de bu süreci etkileyebilir. Öngörülemez ortamlar, güvende hissedememe, ebeveynlerin tutarsız ya da ani tepkileri, eleştirel tutumlar ve etiketlenmeler bireyin kendilik algısını etkileyebilir. Bu durum zamanla dikkat ve dürtü kontrolü ile ilgili zorlanmaların yanı sıra, kişinin kendisini sıkça eleştirmesine, erteleme davranışına yönelmesine ve içsel baskının artmasına neden olabilir.
Günlük yaşamda artan sorumluluklar ve stres de bu zorlanmaların sürmesinde önemli bir rol oynar. Özellikle yetişkinlik döneminde artan beklentiler, kişinin içsel eleştirel ya da cezalandırıcı sesiyle birleştiğinde bu zorlukların daha belirgin hale gelmesine katkı sağlayabilir.
Tüm bu etkenler bir araya geldiğinde, dikkat, hareketlilik ve dürtü kontrolü ile ilgili zorlanmalar zamanla bir döngü haline gelebilir ve farklı yaşam alanlarında kendini sürdürmeye devam edebilir.
ŞEMALAR VE İÇSEL SÜREÇLER
Dikkat, odaklanma ve dürtü kontrolü ile ilgili zorlanmalar yalnızca davranışsal bir süreç olarak değil, aynı zamanda kişinin içsel süreçleri ile birlikte ilerleyen bir süreçtir.
Bu süreçte bazı şemalar tetiklenebilir. Örneğin:
Başarısızlık: “Başarısızım ve hep başarısız olacağım”
Yetersiz öz denetim: “Yetişemiyorum, çok sıkılıyorum”
Kusurluluk: “başarısız ve yeteneksizim”
Bu şemalar aktifleştiğinde eleştirel ebeveyn modu devreye girebilir ve kişi kendisini yoğun şekilde eleştirmeye başlayabilir. Bu eleştiri, kişinin kendisini zorlamasına, mükemmel yapmaya çalışmasına ve içsel baskının artmasına neden olabilir. Bu çaba çoğu zaman kısa vadeli bir düzen sağlasa da uzun vadede yorgunluk, erteleme ve kaçınma döngüsünü artırabilir.
Bazı durumlarda ise kişi bu yoğun içsel eleştiriyle baş edebilmek için geri çekilebilir. Bu noktada dürtüsel çocuk modu devreye girerek “hiç başlama”, “boşver”, “sıkıcı zaten” gibi stratejiler üretebilir. Bu da döngünün sonlanmasına değil, sürmesine neden olur.
Şema Terapi açısından bu süreçte yalnızca davranışlar değil, bu davranışları sürdüren şemalar ve modlar da birlikte ele alınır. Zamanla daha destekleyici ve dengeli bir içsel sesin (sağlıklı yetişkin) güçlenmesi hedeflenir.
NE ZAMAN DESTEK ALINMALI?
Bu tür zorlanmalar zaman zaman herkesin yaşamında ortaya çıkabilir. Ancak bu durumların sıklaşması, hem kişi hem de çevresi tarafından fark edilir hale gelmesi ve gündelik yaşamı etkilemeye başlaması durumunda daha yakından ele alınması gerekebilir.
Özellikle;
Günlük sorumlulukları yerine getirmekte belirgin zorlanmalar varsa
Erteleme davranışı sıklaşıyor ve yaşamı aksatıyorsa
İş, akademik ya da ilişkisel alanlarda tekrarlayan zorlanmalar yaşanıyorsa
Kişi kendisini sürekli “başarısız”, “dağılmış” ya da “yetersiz” hissediyorsa
Tüm çabalara rağmen bu döngü kırılmıyorsa
bu süreçte profesyonel destek almak faydalı olabilir.
Bu tür durumlarda profesyonel destek almak, yaşanan döngüyü anlamak ve daha işlevsel baş etme yolları geliştirmek açısından önemli bir adımdır. Destek süreci, bireyin yalnızca belirtilerle değil, bu belirtilerin altında yatan düşünce biçimleri, duygular ve içsel örüntülerle de çalışmasını mümkün kılar. Bu sayede kişi kendisiyle daha işlevsel ve destekleyici bir ilişki geliştirme imkânı bulabilir.
TERAPİDE NASIL ELE ALINIR?
Dikkat, odaklanma ve dürtü kontrolü ile ilgili zorlanmalar terapide yalnızca dikkat ile ilgili bir problem ya da biyolojik bir süreç olarak ele alınmaz. Bu zorluklara eşlik eden düşünceler, duygular, yaşantılar ve günlük yaşam üzerindeki etkiler birlikte değerlendirilir. İlişkilerde yaşanan zorlanmalar, erteleme davranışı ve bir işe başlamakta yaşanan güçlükler de bu sürecin önemli parçalarıdır.
Amaç, yalnızca dikkat süresini artırmak değil; kişinin kendi işleyişini anlaması, daha sürdürülebilir yöntemler geliştirmesi ve kendisiyle daha dengeli bir ilişki kurabilmesidir.
BDT Perspektifinden
Bilişsel Davranışçı Terapi yaklaşımında süreç;
Düşünce: “Zaten yetişmeyecek”, “sonra yaparım”, “başarısızım”
Duygu: Üzüntü, kaygı, sıkıntı
Davranış: Erteleme, kaçınma, planlayamama
ilişkisi üzerinden ele alınır.
Bu döngünün fark edilmesi, kısa ve uzun vadeli etkilerinin değerlendirilmesi ve daha işlevsel alternatiflerin geliştirilmesi sürecin önemli bir parçasıdır. Aynı zamanda planlama, işleri parçalara bölme, önceliklendirme ve dikkat yönetimi gibi beceriler üzerinde çalışılabilir.
Şema Terapi Perspektifinden
Şema Terapi açısından bu zorlanmalar; başarısızlık, yetersiz öz denetim ve kusurluluk gibi şemalar ve bu şemaların tetiklenmesiyle ortaya çıkan modlar üzerinden ele alınır.
Örneğin:
“Yetersizim” düşüncesiyle işe başlamaktan kaçınma
“Başarısızım” düşüncesiyle aşırı telafi etme ya da hiç başlamama
“En iyisi olmalı” baskısıyla erteleme
Bu süreçte dürtüsel çocuk modu, eleştirel ebeveyn modu ya da kopuk kaçıngan mod devreye girebilir.
Terapi sürecinde amaç, bu içsel döngüleri fark etmek, incinmiş tarafın duygularını anlamak ve sağlıklı yetişkin modunu güçlendirmektir.
Dikkat, odaklanma ve dürtü kontrolü ile ilgili zorlanmalar, bireyler için günlük yaşamın farklı alanlarını etkileyebilen ve zamanla zorlayıcı bir döngü haline gelebilen bir süreçtir. Bu zorlanmalar yalnızca çocukluk dönemine özgü değildir; yetişkinlikte de devam ederek kişinin yaşamında belirgin bir yer kaplayabilir.
Yetişkin bireyler yaşadıkları bu zorlanmaları çoğu zaman “sanki sürekli bir şeyleri unutuyorum”, “bir işe başlamakta ve diğer şeylere kaymadan o işi bitirmekte zorlanıyorum”, “dikkatim çok çabuk dağılıyor”, “ayrıntıları takip etmekte zorlanıyorum, bu yüzden defalarca kontrol etmem gerekiyor” ya da “bir işi yaparken kendimi başka bir işe geçmiş halde buluyorum” şeklinde ifade edebilirler.
SIK SORULAN SORULAR
Yetişkinlikte ve çocuklukta görülen zorluklar farklı mıdır?
Temel zorlanmalar benzer olsa da, görünüm biçimi değişebilir. Çocuklukta yaşanan zorlanmalarda hareketlilik daha çok görünmekte ve zorlanmalar daha dışa yansıyan şekilde görünmektedir. Ancak bu durum yetişkinlikte daha çok içsel zorlanmalar, yetersizlik hissiyatı ve erteleme davranışları ile kendisini gösterebilir. Yetişkinlikte dışarıya yansıyan kısım ilişkileri etkileyen ani tepkiler ve odaklanamama, maddi harcamalar ve sürekli değişen etkinlikler ise kişinin dürtüsel modunun bir göstergesi olabilir.
Yalnızca çocuklarda mı olur?
Bu zorlanmalar yalnızca çocukluk dönemine ait değildir. Çocukluk döneminde daha dışsal olan ve anlaşılabilen bu zorlanmalar yetişkinlikte dışarıdan daha zor fark edilse de devam edebilmektedir. Artan sorumluluklar zorlanmaların kişi için daha belirgin hale gelmesine de neden olmaktadır.
Bu zorlanmalar ilişkileri nasıl etkileyebilir?
Bu zorlanmalar ilişkilerde; dikkat ve odak alanında ( dinleyememe, konulara odaklanamama, görevleri ve konuşulanları unutma) ile kendisini gösterebileceği gibi dürtüsel anlamda (sabırsız tepkiler, ilişkiyi sürdürmede zorlanma, ani tepkiler ve istikrarsızlık) da ilişkiyi etkiliyor olabilir.
Bu durum tembellik mi?
Dışarıdan bakıldığında bu zorlanmalar tembellik ya da isteksizlik gibi değerlendirilebilir. Ancak çoğu zaman bu durum, dikkat, planlama ve dürtü kontrolü ile ilgili güçlüklerden kaynaklanır. Kişi çoğu zaman yapmak ister ancak başlamakta ya da sürdürmekte zorlanır.
Neden dikkatim bu kadar çabuk dağılıyor?
Dikkatin kolayca dağılması, zihnin farklı uyaranlara hızlı şekilde yönelmesiyle ilişkili olabilir. Bu durum özellikle yoğun uyaranın olduğu ortamlarda ya da zihinsel yük arttığında daha belirgin hale gelebilir.
Bu durum tamamen ortadan kalkar mı?
Amaç her zaman zorlanmaları tamamen ortadan kaldırmak değil; bu süreçleri anlamak, daha işlevsel baş etme yolları geliştirmek ve günlük yaşamı daha sürdürülebilir hale getirmektir.


DİKKAT DAĞINIKLIĞI, ODAKLANMA GÜÇLÜĞÜ VE DÜRTÜSELLİK: NELER OLUYOR?
Adres
Ofisimiz Kadıköy/Göztepe'de yer almaktadır. Yüz yüze ve online terapi seansları için randevu alabilirsiniz.
Adres
Göztepe Mah. Tütüncü Mehmet Efendi Cad. No: 13/1
Kadıköy – İstanbul
İletişim
0510 223 60 33
pskyaprakklc@gmail.com
Klinik Psikolog Yaprak Kılıç
Bilişsel Davranışçı Terapi ve Şema Terapi yaklaşımlarını temel alarak, bireysel ihtiyaçlarınıza uygun, güvenli ve etik bir terapi süreciyle duygularınızı anlamlandırmanıza, yaşamınızdaki tekrar eden örüntüleri fark etmenize ve daha işlevsel baş etme becerileri geliştirmenize eşlik ediyorum.
© 2026 Klinik Psikolog Yaprak Kılıç. Tüm hakları saklıdır.
