GÜNDELİK HAYATTA TRAVMA

Travmatik yaşantılar yalnızca yaşandığı anla sınırlı kalmaz; kişinin gündelik hayatında da çeşitli şekillerde kendisini gösterebilir. Bu etkiler duygusal, düşünsel, bedensel ve davranışsal alanlarda ortaya çıkabilir. Her birey travmayı farklı şekillerde deneyimlese de bazı ortak tepkilerden bahsetmek mümkündür.

Duygular

  • Yoğun kaygı

  • Huzursuzluk

  • Tetikte olma hali

  • Korku, öfke ya da suçluluk

  • Duygusal olarak donukluk, tepkisizlik veya hissizlik

Bedensel Tepkiler

  • Kalp atışında hızlanma

  • Ani irkilmeler

  • Göz bebeklerinde büyüme

  • Titreme, terleme

  • Baş dönmesi ve bayılma

  • Uyku problemleri

  • Bedende gerginlik ve rahatlayamama

Düşünceler

  • “Her an bir şey olabilir”, “tehlikedeyim” düşüncesi

  • Kendini ya da çevreyi güvensiz algılama

  • Yaşanan olayı tekrar tekrar zihinde canlandırma

  • Kendini suçlama; “benim yüzümden oldu”, “öyle davranmasaydım yaşanmazdı” düşünceleri

Davranışlar

  • Travmayı hatırlatan kişi, yer ya da durumlardan kaçınma

  • Sosyal ortamlardan uzaklaşma

  • Aşırı kontrol davranışı

  • Her an tetikte olma

  • Günlük işleri gerçekleştirmede zorlanma

Bu tepkiler, travmatik yaşantı sonrasında ortaya çıkabilen doğal tepkilerdir. Ancak bu deneyimlerin uzun süre devam etmesi, yoğunlaşması ve kişinin gündelik yaşamını etkilemeye başlaması durumunda daha zorlayıcı bir hal alabilir.

TRAVMA NEDEN BU KADAR ETKİLİ OLUR?

Travmatik yaşantılar, bireyin yalnızca o anını değil; kendisiyle, diğer insanlarla ve dünyayla kurduğu ilişkiyi de etkileyebilir. Bu durumun tek bir nedeni yoktur. Travmanın etkisi; biyolojik, psikolojik ve çevresel birçok etkenin bir araya gelmesiyle ortaya çıkar.

Travma anında beden algılanan tehlikeye karşı çok yoğun tepki verir. Sinir sistemi tehlikeyi algılar ve tetikte beklemeye başlar. Zamanla olay sonlansa bile kişinin yaşadığı bu belirtiler sonlanmadan bekleme haline geçer. Olaya benzer bir ses işitmek, görüntüler görmek ise kişi için tehdit hala devam ediyor algısı yaratarak tetikte olma halini sürdürebilir.

Psikolojik olarak, yaşanan deneyim kişinin kendisi ve çevresi ile ilgili inançlarını da etkileyebilir. “dünya güvenli bir yer değil”, “kimseye güven olmaz” ya da “baş edemem” gibi düşünceler zamanla daha baskın hale gelebilir.

Geçmiş yaşantılar ve öğrenilen örüntüler de bu süreçte önemli bir rol oynar. Özellikle erken dönemlerde güven, kabul görme, sevilme ve duygusal destek gibi temel ihtiyaçların yeterince karşılanmaması, bireyin travmatik yaşantılara karşı daha hassas hale gelmesine neden olabilir.

Bu noktada şemalar da sürece dahil olur. Kusurluluk, güvensizlik, terk edilme ya da duygusal yoksunluk gibi şemalar aktif hale geldiğinde, kişi yaşadığı deneyimleri bu bakış açısıyla değerlendirmeye başlayabilir. Bu da travmanın etkisinin daha yoğun ve kalıcı hissedilmesine neden olabilir.

Ne Zaman Destek Alınmalı?

Travmatik yaşantılar sonrasında verilen tepkiler çoğunlukla doğal ve anlaşılabilir tepkilerdir. Yaşanılan durumun arkasından hissedilen kaygı, endişe, korku, huzursuzluk beklenebilecek duygulardır. Ancak travma sonrasında yaşanan tüm duygular ve tepkiler zaman geçtikçe yerini toplumdan uzaklaşmaya, gündelik işleri yerine getirememeye, hayata adapte olamamaya bırakabilir. Bu noktada bazı durumlara dikkat edilmesi önemlidir;

• Gündelik hayatta yarattığı zorlanmalar,

• Kişinin rahatlayamaması ve her an tetikte olması,

• Travmatik olayın zihinde sürekli canlandırılması,

• Hissedilen yoğun suçluluk ve pişmanlık,

• Tüm bu belirtilerin uzun süredir devam ediyor olması

Bu gibi durumlarda bir uzman desteği almak, yaşanan deneyimin anlamlandırılmasına, zorlayıcı duygularla baş etme yollarının geliştirilmesine ve kişinin kendisiyle daha dengeli bir ilişki kurmasına yardımcı olabilir.

TRAVMA YAŞANTILARINDA TERAPİ

Travmatik yaşantılar terapi sürecinde yalnızca yaşanan olay üzerinden değil; bu yaşantının kişi üzerindeki etkileriyle birlikte ele alınır. Travmatik yaşantılar bireyler için çok fazla alanda zorlayıcı etkiye sahip olabilmektedir. Bu süreçte, travmanın hangi durumlarda tetiklendiği, kişinin gündelik hayatını nasıl etkilediği ve bu durumlarla nasıl baş etmeye çalıştığı birlikte değerlendirilir. Bireylerin zorlanmalarını ve ihtiyaçlarını anlamlandırmak önemlidir.

Bireyler travma sonrasında çeşitli baş etme yöntemleri ile zorlayıcı duyguları ile baş etmeye çalışmış olabilirler. Bu yöntemler kısa vadede kişiye iyi hissettirmiş ya da huzursuzluğu engellemiş olsa da uzun vadede durumu daha karmaşık hale getirmiş olabilirler. Terapi sürecinde, kişinin kendisi için daha işlevsel ve sürdürülebilir baş etme yolları geliştirmesi hedeflenir.

Bu süreçte kişinin kendisine, diğer insanlara ve dünyaya dair geliştirdiği inançlar da ele alınır. Böylece kişi, yaşadığı deneyimi anlamlandırmayı ve zorlayıcı duygularla daha dengeli bir şekilde baş etmeyi öğrenebilir.

BDT Perspektifinden Travma

Bilişsel Davranışçı Terapi yaklaşımında travma, kişinin yaşadığı deneyime yüklediği anlamlar ve bu deneyim sonrasında gelişen düşünce, duygu ve davranışlar üzerinden ele alınır. Travma sonrasında ortaya çıkan “güvende değilim”, “her an kötü bir şey olabilir”, “benim yüzümden oldu” gibi düşünceler kaygıyı artırabilir ve kaçınma davranışlarını beraberinde getirebilir. Bu durum kişinin kendisini kaygılı, korkmuş ve suçlu hissetmesine neden olarak sosyal ortamlardan uzaklaşmaya doğru gidebilir.

Terapi sürecinde bu düşünceler fark edilmeye, sorgulanmaya ve daha işlevsel alternatiflerle yeniden yapılandırılmaya çalışılır. Aynı zamanda baş etmek için kullanılan davranışların yarattığı döngüler ele alınarak baş etme yöntemlerinin işlevselliği değerlendirilir. Amaç, kişinin travmatik yaşantı sonrasında gelişen tepkilerini daha esnek bir şekilde düzenleyebilmesini sağlamaktır.

Şema Terapi Perspektifinden Travma

Şema Terapi’de travmatik yaşantılar, kişinin geçmiş deneyimleri ve temel duygusal ihtiyaçları ile birlikte ele alınır. Özellikle çocukluk döneminde bireylerin karşılaştıkları travmatik yaşantılar bireyde kusurluluk, güvensizlik, terk edilme ya da duygusal yoksunluk gibi şemaların gelişmesine neden olabilir. Bu şemalar aktif olduğunda bireyin kopuk korunagan modu, eleştirel ve cezalandırıcı ebeveyn sesi devreye giriyor olabilir.

Terapi sürecinde amaç; bu şemaları fark etmek, geçmiş ile bugün arasındaki bağlantıyı kurmak ve kişinin sağlıklı yetişkin tarafını güçlendirmektir. Bu noktada bireylerin incinmiş kısımlarını ve o modun ihtiyaçlarını ele almak önemlidir. İncinmiş çocuk modun geçmişten bugüne ihtiyaçlarını görmek ve yeniden düzenlemek oldukça önemlidir. Sonrasında kişinin sağlıklı yetişkin modunu da güçlendirmek hedeflerden birisidir. Bu sayede kişi, travmatik yaşantının etkileriyle baş ederken kendisine daha destekleyici ve şefkatli bir yerden yaklaşabilir.

SIK SORULAN SORULAR

Çok büyük bir olay yaşamadım. Böyle hissetmem normal mi?

Evet, çok normal. Yaşanan olayın travmatik etkisi kişiden kişiye değişir. Bu nedenle olayın büyüklüğünden çok, kişi üzerinde yarattığı etki önemlidir. Daha küçük gibi görünen bir olay bile travmatik etkiler bırakabilir. Bu durumda kişinin kendisini kaygılı, korkmuş ya da huzursuz hissetmesi anlaşılabilir bir durumdur.

Travma hakkında konuşmak zorunda mıyım?

Hayır. Terapi sürecinde kişi hazır hissettiği hızda ilerler. Kişi kendisini hazır hissetmediği bir noktada travmatik yaşantılarından bahsetmek zorunda değildir.

Geçmişte yaşadığım travma beni hâlâ etkiliyor olabilir mi?


Evet. Travmanın ne zaman yaşandığından çok, kişi üzerindeki etkisi önemlidir. Zorlayıcı bir yaşam olayı, üzerinden uzun zaman geçmiş olsa bile etkisini sürdürebilir. Özellikle çocukluk döneminde yaşanan deneyimler, bireyin kendisine ve dünyaya bakışını etkileyebilir ve bazı şemaların oluşmasına zemin hazırlayabilir. Bu şemalar aktif kaldıkça kişi yaşantılarını benzer bir bakış açısıyla değerlendirmeye devam edebilir.

Terapi sürecinde travma tamamen ortadan kalkar mı?


Terapi sürecinde amaç, yaşananları silmek değil; bu deneyimin etkilerini anlamlandırmak ve onunla daha sağlıklı bir şekilde baş edebilmektir. Travmatik deneyimleri anlamlandırmak, duyguları fark etmek ve ihtiyaçları daha sağlıklı yollarla karşılayabilmek mümkündür.

TRAVMA NEDİR?

Travma, bireyin fiziksel ya da duygusal bütünlüğünü tehdit eden, baş etmekte zorlandığı, çaresizlik yaratan ve yoğun etkiler bırakan yaşantılar olarak tanımlanabilir. Doğal afetler, savaşlar, istismar, tecavüz, ayrılıklar ya da kayıp gibi deneyimler travmatik yaşantılara örnek olarak verilebilir. Bu tür deneyimler, bireyin güven algısını sarsabilir; kendisine, diğer insanlara ve dünyaya dair bakışını etkileyebilir.

Travma yalnızca büyük ve sarsıcı olaylarla sınırlı değildir. Zaman içerisinde tekrarlayan deneyimler ya da duygusal ihtiyaçların karşılanmadığı durumlar da benzer etkiler yaratabilir. Örneğin ebeveynlerin boşanması, kişinin ihtiyaç duyduğu ilgiyi ve sevgiyi yeterince hissedememesi ya da sınırlarının ihlal edilmesi de travmatik etkiler bırakabilir. Bu tür yaşantılar da bireyin kendisiyle ve çevresiyle kurduğu ilişkiyi etkileyebilir.

Travmatik bir deneyim her birey için aynı şekilde yaşanmayabilir. Aynı olay, bazı kişiler için daha sınırlı bir etki yaratırken, bazıları için daha yoğun ve uzun süreli etkiler bırakabilir. Bu nedenle travmayı yalnızca yaşanan olay üzerinden değil, kişinin bu olayı nasıl deneyimlediği üzerinden anlamak daha sağlıklı olacaktır.

Adres

Ofisimiz Kadıköy/Göztepe'de yer almaktadır. Yüz yüze ve online terapi seansları için randevu alabilirsiniz.