KONTROL İHTİYACI VE BELİRSİZLİĞE TAHAMÜLSÜZLÜK
8/7/20265 min read
Kontrol Etmek mi, Kontrole Tutunmak mı?
Kontrol etmek herkesin doğal bir becerisidir. Ancak bazı durumlarda kontrol etme becerisi bir yetenekten çıkarak tutunulan bir yapıya bürünebilir. Böyle bir durumda her detayı hesaplamak, üstüne düşünmek, adım adım takip etmek bizi güvende tutuyormuş gibi görünebilir. Sanki bunu yapmazsak her tehlikeye karşı dayanıksız olacakmışız, güvende değilmişiz, çaresizmişiz ya da açık hedefmişiz gibi hissedebiliriz. Kontrole tutunmak bu noktada oldukça işlevsel ve rahatlatıcı görünebilir. Ancak bu rahatlama çoğu zaman kalıcı değildir. Zihin bir süre sonra yeni ihtimaller üretmeye başlar ve kontrol etme ihtiyacı yeniden ortaya çıkar.
Kontrole tutunmak beklenilenin aksine daha fazla belirsizliğe de kapı açmaktadır. Çünkü hayatın tamamını kontrol etmek mümkün değildir. Kontrol etmek içerisinde esneklik de barındırabilen bir durumken kontrole tutunmak “ya bir şey ters giderse” düşüncesiyle hareket etmeyi beraberinde getirir. Hayat ise içerisinde belirsizlikleri de barındırmaktadır. Bu belirsizliklerden korunmak için kontrole tutunmak belirsiz olan diğer tarafların da daha kolay şekilde fark edilmesine neden olmakta yaşanılan kaygıyı giderek artırmaktadır. Fark edilen her belirsizlik ise kontrol ihtiyacını artırarak bir döngü yaratmaktadır.
Örneğin bir karar vermeden önce düşünmek işlevsel bir süreçtir. Ancak saatlerce, günlerce aynı ihtimaller üzerinde dönmek, farklı senaryoları tekrar tekrar değerlendirmek ve bir türlü karar verememek, kontrolün zorlayıcı bir hale geldiğini gösterebilir.
Belirsizliğe Tahammül Etmek Neden Bu Kadar Zor?
Zihnimiz netlik arayışı içerisindedir. Bu nedenle belirsizlik zihnimiz tarafından bir tehdit olarak da algılanabilmektedir. Ortaya çıkan belirsizlikler “Ya kötü bir şey olursa?”, “Ya dayanamazsam?” “Ya beni terk ederse?”, “ Ya sevilmezsem?” gibi düşüncelerin de zihnimizi işgal etmesine neden olmaktadır. Bu durum belirsizliğe tahammül edememeyi içermektedir ve belirsizlik ile baş etmek zaman zaman çok zorlayıcı olabilmektedir. Bu noktada zihin, belirsizliği ortadan kaldırabilmek için daha fazla düşünmeye, daha fazla kontrol etmeye ve farklı senaryolar üretmeye yönelir. Her ihtimali kontrol etme çabası ise oldukça yorucu bir deneyimdir.
Uzun vadede ise belirsizliğe tahammül edememek ve her şeyi kontrolde tutma çabası kaçınma davranışını da beraberinde getirebilir. Kişi kendisini belirsiz olan tüm ihtimallerden uzak durmaya çalışırken ya da bazı durumlarda ertelerken bulabilir.
Oysa hayatın büyük bir kısmı belirsizlik içerir. Ne kadar çaba gösterilirse gösterilsin, her ihtimali kontrol etmek mümkün değildir. Bu nedenle zorlayıcı olan çoğu zaman belirsizliğin kendisinden çok, ona tahammül etmekte zorlanmaktır.
Kontrol etme ihtiyacı ve belirsizliğe tahammülsüzlük çoğu zaman bir döngü içerisinde devam eder. Kişi belirsiz bir durumla karşılaştığında kaygı hisseder. Bu kaygıyı azaltmak için kontrole tutunabilir. Bu davranış kısa vadede rahatlama sağlasa da uzun vadede “kontrol etmezsem kötü bir şey olur” düşüncesine neden olur. Bu da bir sonraki belirsiz durumda kaygının daha hızlı ortaya çıkmasına ve kontrol ihtiyacının daha da artmasına yol açmaktadır.
Şema Perspektifinden Kontrol ve Belirsizlik
Kontrol ihtiyacı ve belirsizliğe tahammül edememe çoğu zaman arka planında geçmiş yaşantıların da izlerini barındırır. Örneğin çocukluk döneminde güvenli bir ortamda büyümek, hata yapmak için kişiye alan tanınmış olması, duyguların anlaşılması ve desteklenmesi bireylerin belirsizlik ile ilişkisini sağlıklı açıdan etkileyeceği gibi bunların tam tersi bir ortam ise bireyi belirsizlikler karşısında daha dayanıksız hale getirecektir. Bu gibi yaşantılar zamanla kişinin belirsizlikler karşısında kendisini daha dayanıksız hissetmesine neden olabilir. Böyle durumlarda bazı şemalar daha kolay tetiklenebilir.
Örneğin çocukluk döneminde hata yapmamanın ön plana çıkarılması bireylerin yüksek standarlar şeması geliştirmesine neden olabilir. Bu şema kişilerin hata yapmamaya odaklanmasının da nedeni olmaktadır ve kişiler hata yapmamak adında hayatlarında kontrol davranışlarını artırabilmektedir.
Kusurluluk şeması ile birlikte kişi, yaptığı hataları kendi değeri ile ilişkilendirebilir. “Yanlış yaparsam beceriksizim, yetersizim” düşüncesi kontrol etme davranışını artırıcı bir rol oynayabilir.
Güvensizlik şeması aktif olduğunda ise dünya tehlikeli bir yer olarak algılanabilir. Bu da belirsiz durumlara karşı daha hassas olunmasına ve kontrol ihtiyacının artmasına neden olabilir.
Bunların yanında eleştirel ebeveyn modunun katı ve sert eleştirileri de kontrol ihtiyacının artmasına neden olabilmektedir. En ufak bir hata anında “Daha dikkatli olmalıydın”, “Bunu böyle yapmamalıydın”, “Ya yine yanlış yaparsan?” gibi düşünceler kişinin zihninde sık sık yer almaya başlar. Hata yapmanın kişinin kendisi tarafından aşırı eleştirilere yol açacak olması giderek artan bir kontrol ihtiyacına da neden olabilmektedir.
Bu noktada kontrol, yalnızca bir tercih olmaktan çıkar; kişinin kendisini güvende hissetmeye çalıştığı bir baş etme yöntemi haline gelir.
Terapide Kontrol İhtiyacı ve Belirsizlikle Çalışmak
Kontrol etme ihtiyacı çoğu zaman oldukça yorucu olabilen bir davranıştır. Terapi sürecinde kontrol ihtiyacı ve belirsizliğe tahammülsüzlük, kişinin hayatındaki işlevi ile birlikte ele alınır. Amaç, kontrol davranışını tamamen ortadan kaldırmak değil; kişinin belirsizlikler karşısındaki duygularını anlayabilmesi ve kontrol ile daha esnek bir ilişki kurabilmesini desteklemektir.
Bilişsel Davranışçı Terapi yaklaşımında, belirsizlikle ilgili düşünceler, zihinsel senaryolar ve kontrol davranışlarının yarattığı döngüler ele alınır. Kişinin bu döngüyü fark etmesi ve daha farklı baş etme yolları geliştirmesi hedeflenir.
Şema Terapi perspektifinde ise bu ihtiyaçların kökenine inilir. Hangi şemaların aktif olduğu, eleştirel iç sesin nasıl çalıştığı ve kişinin hangi durumlarda kendisini güvende hissetmediği birlikte keşfedilir. Bu süreçte sağlıklı yetişkin tarafın güçlendirilmesi önemli bir yer tutar.
KONTROL İHTİYACI
Bazen her şeyin yolunda gidebilmesi için kontrolü elimizde tutmamız gerektiğini düşünürüz. Ne söyleyeceğimizi, nasıl davranacağımızı, ortaya çıkabilecek ihtimalleri zihnimizde tekrar tekrar değerlendirme ihtiyacı duyarız. Bu değerlendirme daha dikkatli olmamız ve olabilecekleri önememiz için en doğru yol gibi görünür. Tüm bunların nedeni aslında oldukça anlaşılırdır: güvende hissetme ihtiyacı.
Kontrol etmek hayat için çok işlevsel bir beceridir. Sorumlulukları yerine getirmek, planlar yapabilmek, ihtimalleri düşünmek çoğu zaman destekleyicidir de. Ancak bazı durumlarda bu kontrol ihtiyacı giderek artabilir.
Bu noktada kontrol, yalnızca işleri düzenlemekten çıkıp zihni meşgul eden bir uğraşa, aşırı düşünmeye, belirsizliğe tahammül edememeye dönüşebilir. Kişi ne kadar kontrol etmeye çalışsa da içsel olarak rahatlayamaz. Aksine, kontrol etme ihtiyacı arttıkça kaygı da artabilir.
Adres
Göztepe Mah. Tütüncü Mehmet Efendi Cad. No: 13/1
Kadıköy – İstanbul
İletişim
0510 223 60 33
pskyaprakklc@gmail.com
Klinik Psikolog Yaprak Kılıç
Bilişsel Davranışçı Terapi ve Şema Terapi yaklaşımlarını temel alarak, bireysel ihtiyaçlarınıza uygun, güvenli ve etik bir terapi süreciyle duygularınızı anlamlandırmanıza, yaşamınızdaki tekrar eden örüntüleri fark etmenize ve daha işlevsel baş etme becerileri geliştirmenize eşlik ediyorum.
© 2026 Klinik Psikolog Yaprak Kılıç. Tüm hakları saklıdır.
